Dünyanın Atmosferi Ayın Ötesine Uzanıyor

Araştırmacılar Dünyanın atmosferi ile ilgili inanılmaz bir keşifte bulundular. Dünya’nın dış atmosferi beklenenden çok daha fazla yayılmış halde bulunuyor. Öyle ki gezegenimizin çapının yaklaşık 50 katı olan 630.000 kilometreye kadar uzanıyor.

Atmosferin En Dış Tabakası: Ekzosfer

Şunu baştan söyleyelim ki orada nefes alamazsınız. Çünkü yeryüzünde olduğundan çok daha ince bir atmosfer tabakasından bahsediyoruz. Ancak bu bulgu uzay seyahatleri ve uzay gözlemleri için önemli etkilere sahip.

ESA/NASA Güneş ve Heliosferik Gözlemevi’nde (SOHO) yıllarca süren gözlemler sayesinde yapılan keşif, Jeofizik Araştırma Dergisi: Uzay Fiziği’nde yayınlandı. Yılın belirli zamanlarında yapılabilen gözlemler aslında onlarca yıl önce yapılmıştı.

Araştırmanın Başyazarı, Rusya’nın Uzay Araştırma Enstitüsü’nden Igor Baliukin yapmış olduğu bir açıklamada, SOHO* uzay aracı tarafından 20 yıldan daha uzun süre önce yapılan gözlemleri inceleyene kadar bunun farkında olmadıklarını belirtiyor. Yani uydumuz Ay, aslında Dünya’nın atmosferi boyunca hareketine devam ediyor.

*SOHO: Güneş’i gözlemleme ve iç yapısını inceleme amacıyla 2 Aralık 1995’te Florida’daki Cape Canaveral Hava Kuvvetleri İstasyonu’ndan Atlas V roketi ile fırlatılan uzay aracı.

Veriler, Dünya’nın dış atmosferi olan Ekzosferin* çok daha uzun mesafelerde, gezegenler arası alandan biraz daha yoğun olduğunu gösteriyor.

*Ekzosfer: Yaklaşık 550 km yükseklikten itibaren başladığı ve 10.000 km yüksekliğe kadar olduğu kabul edilen tabaka.

Jeokorona

Verilere göre Ay mesafesi olan ortalama 384.000 kilometre uzaklıkta, santimetreküp başına yalnızca 0.2 atom var. Dünya’dan 60.000 km uzaklıkta ise santimetreküp başına 70 hidrojen atomu bulunuyor.

Düşük yoğunluğa rağmen, hidrojen başta ultraviyole ışınlar olmak üzere Güneş ışığı ile etkileşime girmektedir. Bu ışıma, ekzosferin jeokorona olarak adlandırılan bölgesinde araştırmacıların çalışmasını sağlayan temel unsurdur. Jeokorona, ultraviyole ışığında parlayan, nötr bir hidrojen bulutudur. Dolayısıyla katman çok ince olduğu için ölçülmesi de oldukça zordur.

Elbette bu ultraviyole ışınım veya seyrek hidrojen atomlarının varlığı, gelecekteki Ay misyonlarında astronotlara tehdit oluşturmayacaktır. Fakat Ay’a yakın ya da jeokorona içindeki teleskoplarda dikkate alınması gereken bir husus olacaktır.

dünyanın atmosferi
Apollo 16 astronotlarının 1972’de Ay’da bilmeden çektikleri jeokoronanın ilk fotoğrafı

Ay Misyonları

Yukarıdaki fotoğrafta görüldüğü üzere, Apollo 16 astronotları 1972’de Ay’daki ilk teleskobu kullandılar. Aynı zamanda bilmeden jeokoronanın da ilk fotoğrafını çektiler. Yani Ay misyonları gerçekleştirilirken Ay yüzeyindeki astronotlar Jeokorona içinde olduklarını bilmiyorlardı.

Dünya dışı gezegen araştırmalarında da bu bulgunun önemli sonuçları olabilir. Bir gezegenin ekzosferindeki hidrojenden kaynaklanan ultraviyole ışıması, yüzeye yakın su buharı bulunduğunu gösterebilir.

Güneş Sistemi’nde Dünyamız, Venüs ve Mars için böyle bir durum bulunmakta. Başka sistemdeki bir gezegen etrafında bulunma ihtimali olan bu imza, bize oradaki potansiyel su rezervuarıyla ilgili bilgi verebilir.

Uzay Bilimleri hakkında daha fazlası için Tıklayın.

Kaynak

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: