Escher Kimdir?

Sanat okulundan atıldı, matematik dünyasında ise saygın bir konuma geldi. İlüzyonların efendisi MC Escher kimdir?

20. yüzyılın en akılda kalıcı resimlerini çizen bu Hollandalı sanatçıyı sanat dünyası tam olarak kavrayabilmiş değildi. İngiliz müzelerinde yalnızca bir eseri bulunan Maurits Cornelis Escher ülkesinde de ancak 70 yaşındayken kapsamlı bir sergi açabilmişti. Bu nedenle çağdaşlarının bile tam olarak tanımlayamadığı Escher kimdir sorusunu cevaplamak oldukça zor.

Rolling Stones ve Stanley Kübrick’i Reddeden Adam

Hollanda’da kendi işlerini huzurlu şekilde yapabilmek için Rolling Stones solisti Mick Jagger’i ve Stanley Kubrick’in tekliflerini reddetti. Albüm kapağında sanatçının Verbum isimli eserini kullanmak isteyen Mick Jagger, belki de talep mektubunda senli benli ifadeler kullanmasaydı amacına ulaşabilirdi. Stanley Kubrick ise muhtemelen 2001: Bir Uzay Macerası filmini, dört boyutlu bir film yapabilmek için Escher’in fikirlerine başvuracaktı.

Matematik ile resim sanatının kesiştiği noktada bulunan Escher kimdir sorusunun cevabı o kadar da basit değil. Ne bir kübist, ne futurist ne de soyut bir ressamdı. Hiçbir akıma bağlı olmayan nevi şahsına münhasır bir sanatçıydı. 1898 yılında inşaat mühendisi bir babanın beşinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Vücudu zayıf ve hastalıklıydı. Marangozluğa ilgi duyup ve müzik dersleri alsa da okulun bitirme sınavınlarını (matematik dersi hariç) verememişti. Babası günlüğünde, oğlunun çizim yaparak ve linol baskı ile teselli bulduğunu yazıyordu.

Kısa Hayat Hikayesi İle Escher Kimdir

Escher daha sonra birkaç yıl mimarlık okuluna devam etti ancak grafik sanatçısı olma hayaliyle okulunu bıraktı. Bu kararından sonra işler yolunda gitti. 1920’lerin sonuna geldiğinde İtalya ve İspanya’yı dolaşmış ve eşi Jetta ile tanışmıştı. Hollanda’da düzenli olarak eserlerini sergileyen Escher, 1934 yılında ilk Amerikan Sergi Ödülünü kazandı.

İki yıl sonra da Escher’i Escher yapan dönüşüm gerçekleşmişti. O yıl İspanya’daki El-hamra Sarayına giden Escher bu sarayın bazı geometrik çini desenlerini özenle kopyalamıştı. O günden sonra eserlerinde daha az gözlemsel, daha fazla yaratıcı olmaya başladı. Ayrıca Escher’e göre İsviçre, Belçika ve Hollanda’da kaldığı evler ve manzaraları o denli sıkıcıydı ki, eserlerinde çevresini olduğu gibi yansıtma fikrinden vazgeçmek zorunda kalmıştı. Bunun yerine daha çok içgörüsünü kağıda dökmeye çalışmaya başladı.

escher kimdir drawing hands

Escher’in iç dünyasını yansıtmaya çalıştığı eserler, en beğenilen işleri oldu. 1948 yılında Çizen Eller tablosunu yaptı. Bu eser Escher’in büyüleyici yönünü çok güzel ifade ediyordu. İki boyutlu kağıt yüzeyine üç boyutlu bir varlık illüzyonu sığdırmıştı. Çizen Ellerde uzay ve yüzey birarada var olmuştu, birbiri içinden doğup yine birbirlerine dönüyorlardı.

Balkon (1945)

1945 tarihli Balkon isimli çiziminde ise, çizimin tam merkezinde kabartı şeklinde bir bükülme bulunuyordu. Escher bu resmi şöyle yorumluyordu: “Birkaç çizgi çekerek ortaya çıkan bu şeyin bir ev olduğunu iddia etmek aslında biraz absürt. Balkon çiziminin ana fikri de işte bu tuhaf durum.” İlerleyen dönemlerinde bu durumlar gitgide daha da tuhaflaşacaktı. Escher, tasvir tekniklerinin sınırlarını zorluyordu.

RESİMLERİNİN DİLİYLE ESCHER KİMDİR?

Babil Kulesi (1928)

İlk çalışmalarında daha çok perspektif konusuna ilgi duyuyordu. Örneğin 1928 tarihli Babil Kulesi çalışmasında kuşbakışı görünümü tercih etmişti. Geçmişe bakınca bu eserinin, ileride deneyeceği imkansız mimari çizimleri için bir alıştırma olduğu düşünülebilir.

Gece ve Gündüz (1938)

1930ların sonlarında Escher, aynı zamanda “yüzeyin düzenli parçalara bölünmesi” fikrini takıntı haline getirmişti. Bu çalışmalarında balık, kertenkele ya da kuş gibi bazı şekilleri yüzey üzerine dizerek, bu şekiller arasında kalan boşlukta da başka bir şekil ortaya çıkartıyordu. El Hamra Sarayı, bu tekniğe doğrudan ilham kaynağı olmuştu. 1938 yılında Gece ve Gündüz resmini de bu şekilde yapmıştı. Bu resimde şehrin üzerinde uçan siyah ve beyaz kuşlar iç içe dizilmişti. Bunun gibi çoğu resminde öndeki obje ile arka plan arasındaki sınır kaybolmuştur. Resmin seyircisi dilediği şekilleri arka planda dilediğini de ön planda görebilir.

Ancak Escher’in eserleri, sadece çok bilmiş sanat ötesi yorumlamalar olsaydı şimdiye kadar çoktan unutulup gitmişti. 1953 yılında verdiği aydınlatıcı konferansta hisseden insanlar ile düşünen insanları birbirinden ayırıyordu. Hisseden insanlar, insan şekli üzerinde yoğunlaşan sanatçılarken; düşünen insanlar ise, kendisi gibi gerçekliğin tutkunu sanatçılardı. Bu tür sanatçılar “maddenin, uzayın ve evrenin konuştuğu dile” ilgi duyarlar. Nitekim Escher’in en önemli resimleri basit geometrik çizimler değildir. Aksine onun en önemli eserleri biçimsel şaşırtıcılığı, canlı ve kendine özgü bir içgörü ile meczettiği resimleridir.

Belvedere (1958) resminde ilk bakışta her şey normal gibi görünse de dikkatli bakıldığında imkansız şekiller görülecektir.

Escher’in kendi okulunun merdivenlerinden esinlenerek çizdiği Merdivenler Evi (1951) çizimini ele alalım. Bu çizimde yüzleri insan yüzünü andıran boğumlu çıyanlar, hayal ürünü bu mimari yapının merdivenlerinde sürünürler. Ya da Belvedere (1958) resmini incelersek, imkansız merdiven ve sütun yapılarını görürüz. Escher’in icat ettiği bu imkansız yapılara soytarılar, düşünürler eşlik eder.

BİR TABLONUN HİKAYESİ

Eserleri arasında en büyüleyici olanı belki de ünlü Artan ve Azalan (1960) tablosudur. İmkansız bir merdiven yapısı kuran Escher, bu merdivenlerin üzerinde iki sıra halindeki insan figürlerini yerleştirir. Tablo Penrose üçgeni gibi imkansız bir şekilden ilham almıştır.

Sanatçının Artan ve Azalan (1960) tablosundaki ifade gücü, onun ismini Albrecht Dürer gibi allegorik gravürcülerin yanına taşıyor.

Bu resimde Escher’in varoluşçu olduğu hissedilebilir. Kendisi Dostoyevski ve Camus’a büyük saygı besliyordu. Bu resim üzerinde çalışırken arkadaşına yazdığı mektupta düşüncelerini şöyle dile getiriyordu: Bu merdivenlerin konusu derin ve absürd olduğu kadar oldukça hazin ve karamsar. Buna benzer soruları mırıldanırken bizim Albert Camus da arabasını ağaca çarpıp hayatını kaybetmişti. Absürt bir ölüm olsa da üzerimde büyük bir etki bıraktı. Evet, biz tırmanıp duruyoruz ve yükseldiğimizi zannediyoruz. Her bir basamak 25 santimetre, tırmanmak da oldukça yorucu… Peki bu merdiven bizi nereye götürüyor? Hiçbir yere…

Bu tablodaki düşvari beyhudelik, sonsuzluk merdiveninde bulunmayan iki insan figürüyle tam olarak yansıtılıyor. Birisi terastan, döngüye mahkum arkadaşlarını izlerken, diğeri somurtur halde alt merdivenlerde oturuyor. “İki itaatsiz birey o esnada bu döngüye katılmayı reddediyor. Bu ikisinin bu döngüye katılmaya hiç niyetleri yok ancak er ya da geç uyumsuz davranmalarındaki hatayı görmek zorunda kalacaklar.”

Yansıtan Küre ve El (1935) Escher kimdir sorusuna cevap verebilmek için sanatçının içgörüsünü yansıttığı eserlerine başvurmak gerekiyor.

Matematik ve Sanatı Biraraya Getiren Deha

Escher, hayatını 1972’de kaybetti. O günden beri eserleri her yere yayılmış durumda. Örneğin, 2008 yapımı Echochrome oyununda oyuncular, Eschervari ortamlarda perspektifi değiştirerek karakterlerini hayatta tutmaya çalışıyorlar. Aynı şekilde Inception isimli sinema filminde de Escher’inmerdivenleri kullanılmıştı.

1963 yılında “imkansız” hakkında bir seminer veren Escher şunları söylemişti. Eğer imkansız bir şeyi betimlemek istiyorsanız, belli bazı kurallara bağlı kalmalısınız. Dikkat çekmek istediğiniz gizem unsurunu, ayan beyan ve anlaşılması kolay bir sıradanlık örtüsüne sarmanız gerekir.”

Bu sözler tertipli düzenli bir adamın sürekli olarak olağanüstü eserler üretmesinin arkasındaki dehayı özetliyor. Biz de Escher kimdir sorusunun cevabını tam olarak veremesek de eserlerinin arkasındaki hikayeye temas etmiş olduk.

Sanat hakkında daha fazlası için Tıklayın.

Kaynak

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: