İnsanı Hayvanlardan Ayıran Özellik Nedir?

Filozoflar, insanı hayvanlardan ayıran özellikleri ilk çağlardan beri sorguladılar. Kimisi insan düşünen bir hayvandır, kimisi insan sosyal bir hayvandır diyordu. Kimisi insanın konuşabilmesini kimisi de eleştirebilmesini vurguladı. Bu yazımızda ise insanı hayvanlardan ayıran biyolojik özelliklere yoğunlaşacağız.

“İşte şimdi dünyaları yok eden ölüm oldum.” Atom bombasını icat eden ekipte yer alan Robert Oppenheimer böyle söylüyordu.

Robert Oppenheimer

1945’te Hiroşima ve Nagazaki’ye düşen atom bombaları 200.000 Japon’u öldürdü. İnsandan başka hiçbir canlı böylesine bir güce sahip değildi. Bundan sonra da hiçbir canlının bu güce erişebilmesi mümkün görünmüyor.

Atom bombası üretilmesini sağlayan teknoloji, yüzlerce bilim adamı ve mühendisin ortak aklının eseri. Bu benzersiz zeka ve işbirliği yalnızca ölüm getirmiyor. Aynı zamanda modern tıpta olumlu gelişmelere de kapı aralıyor.

Peki bizi biz yapan şey yalnızca zekamız mı? Geçtiğimiz yıllarda, ahlak, kültür gibi yalnızca insanlara has olduğu düşünülen pek çok özelliğin hayvanlar aleminde de bulunduğu keşfedildi. O halde bizi benzersiz yapan şey ne? Bizi hayvanlardan ayıran özelliklerin listesi umduğumuzdan daha kısa olabilir. Ancak bize has bazı özellikler var ki dünyadaki başka hiçbir canlı bunlarla boy ölçüşemez.

İnsan Eşsiz Bir Canlı Mıdır?

Yazının icadından itibaren devamlı ne kadar özel ne kadar eşsiz olduğumuzu yazdık. 2000 yıl önce Aristoteles de bu konuda görüşlerini beyan etmişti. Ona göre insan düşünen rasyonel bir hayvandı. Kendi çıkarımız için bilgiyi elde etmek istiyorduk. İnsanı hayvanlardan ayıran şey sanat ve rasyonel akıldı.

Aristoteles’in çoğu görüşü hala geçerliliğini koruyor. Gerçi daha önceleri yalnız insanlara has olduğunu düşündüğümüz pek çok davranış şeklini şempanze ve bonobolarda görüyoruz. Ancak bulunduğumuz Dünyaya dikkatle bakan, fikir yürüten ve bu konuda kitaplar yazan tek tür biziz.

“Açıkça görülüyor ki benzer yönlerimiz var. Doğadaki her şeyle benzer yönlerimiz var. Esas benzerlik olmasaydı şaşırtıcı olurdu. Fakat bizim benzerliklerden ziyade farklılıklara bakmamız gerekiyor.” Paleantropolojist Ian Tattersall böyle söylüyor. Bu farklılıkları anlayabilmemiz için bu noktaya nasıl geldiğimizi anlamamız faydalı olacaktır. Neden biz hayatta kalan tek insan türüyüz de ilk insan türlerinin soyları tükendi?

Nesilleri tükenen Neanderthaller (sağda) bizim kadar şanslı değillerdi.

Evrimsel biyolojiye göre insanlar ve şempanzeler 6 milyon yıl önce ortak atadan ayrıldılar. Fosil kayıtları bizim aşama aşama nasıl değiştiğimizi gösteriyor. Önce ağaçları terk ettik, yürümeye ve gruplar halinde yaşamaya başladık, sonra beynimiz büyüdü. Fiziksel olarak bir primat türü olsak da büyük beyinlerimizle diğerlerinden ayrılıyorduk.

Beynimizin bu günkü boyutlarına gelmesine sebep olan şeyi kesin olarak bilmiyoruz. Fakat karmaşık akıl yürütme becerilerimiz için buna borçlu olduğumuz açık.

İnsanı Hayvanlardan Ayıran Özellikler Nasıl Ortaya Çıktı?

Homo Sapiens türü 200.000 yıl önce ortaya çıktığında yeryüzünde yalnız değildi. İnsansılardan Neandertaller, Denisovanlar ve gizemli dördüncü grup olan Homo Floresiensis de yaşıyordu.

Arkeolojik verilere göre 100.000 yıl öncesine kadar bizim ürettiğimiz taş aletlerle Neandertallerin ürettikleri arasında teknolojik bir fark yoktu. Ancak ne olduysa 80.000 yıl önce bir şeyler değişti.

Tattersall, Neandertallerin etkileyici fakat rutin aletleri olduğunu söylüyor. Homo sapiens, tuhaf ve daha sofistike davranmaya başladığında olanlar oldu ve değişim norm haline geldi. Gelişmiş kültürel ve teknolojik eserler ortaya koymaya başladık. Taş aletlerimiz daha karmaşık daha girift oldu. Yapılan bir araştırmaya göre bizim Afrika’dan göç etmemize neden olan şey de teknolojik açıdan gelişebilmemizdi.

İnsan Soyut Düşünebilen Bir Canlı

Bundan sonra nesnelere sembolik değerler de atfetmeye başladık. Mağara duvarlarına resimler çizip tabletlere geometrik tasarımlar yapıyorduk. Buna karşın diğer insansıların bu şekilde sanatsal üretim yaptığına dair pek bir kayıt yok. Neandertaller tarafından yapıldığı düşünülen bir örnek, onların da bize benzer seviyede soyut düşünme becerisi olduğunu ortaya koyması açısından önemseniyordu. Ancak bunlar yalnızca basit kazıntılardı ve bazıları bunların Neandertaller tarafından yapıldığını bile şüpheli buluyordu.

Chauvet Mağarası’nda bulunan bu gergedan figürlerinin 32.000 yıllık olduğu düşünülüyor.

Homo sapiens tarafından yapılan semboller açıkça daha üst düzey duruyor. Ancak sembolik nesneler ortaya çıkmadan önce yaklaşık 100.000 yıl boyunca ortalıklarda avare avare dolanıyorduk. Ne oldu da böylesine üretim yapabilecek duruma geldik?

Tattersall’a göre nasıl olduysa dil öğrenme özelliğimiz ortaya çıktı. Benzer şekilde kuşların da henüz uçamazlarken kanat tüyleri ortaya çıkmıştı. Aynı şekilde biz de henüz bir dil geliştirememişken beynimizde konuşmamızı sağlayacak mental yeterlilik ortaya çıktı.

Çevremizdeki dünyayı anlatmak için kelimelere benzeyen sembollerle iletişime başladık. Bir kelimeyi söyleyebilmek o kadar da kolay değildi. Önce beyinde bir nesnenin sembolik karşılığı bulunması gerekir. Bu zihinsel semboller zamanla karmaşık bir dile dönüşebilir. İşte bu sayede hayatta kalan tek insansı türü olan bizler, bilgiyi işleme becerisine sahip olabiliyoruz.

Aristo: İnsan Toplumsal Bir Hayvandır

Konuşma becerisi ne zaman ve nasıl çıktı bilmiyoruz. Ancak konuşma becerisinin ortaya çıkmasının da bir nedeni var: Bizim üstün sosyal becerilerimiz.

Şempanzeler ile insanları karşılaştıran çalışmalar, iki türün de işbirliği yaptığını ortaya koyuyor. Ancak insanlar daha fazla yardımlaşmaya eğilimli görünüyor. Maymunlar da beraber çalışıp yiyeceklerini paylaşıyor. Fakat maymunlar yalnızca kendileri bir çıkar elde edecekse işbirliği yapıyorlar.

Evrimsel süreç içerisinde insanları birbirlerine daha muhtaç yapacak bir gelişme yaşanmış olmalı. Belki de ortaklaşa yapılan avların daha bereketli olması, bu konuda önemli rol oynamıştır.

Akıl Okuma Yeteneği

Türler ağacına göre yakın akraba olduğumuz türler de paylaşmayı biliyor. Bu da paylaşmanın eski bir gelenek olduğunu gösteriyor. Evrimsel biyolojiye göre, her ne kadar türler ağacının ilk dallarındaki insansılar ellerindekileri paylaşıyor olsalar da, hiçbir tür bizim kadar işbirliğine açık değildi. Diğer bir deyişle paylaşım ve işbirliği, insanı hayvanlardan ayıran temel özelliklerden biri oluyor.

İşbirliği becerilerimiz, bizim akıl okuma becerimiz ile yakından alakalı. Başkalarının ne düşündüğünü anlayabildiğimiz gibi başkalarının neyi bilmediğini de anlıyoruz. Çocukların bu beceriye sahip olup olmadığını Sally-Anne Testi ile basitçe ölçebiliyoruz.

Sally-Anne testi; başkalarının ne düşündüğü hakkında çıkarım yapabildiğimizi göstermesi açısından önemli

Bu test için çocuklara, oyuncaklarla bir senaryo çiziliyor. Sally isimli oyuncak bebeğin bir sepeti, Anne isimli bebeğin ise bir kutusu vardır. Sally elindeki bilyeyi sepetine koyar ve odadan çıkar. Anne de o bilyeyi sepetten alıp kutusuna koyar. Test yapılan çocuklara sorulması gereken soru şudur: Sally geri döndüğünde bilyeyi almak için nereye bakar?

Sally, bilyenin Anne tarafından alındığını görmedi. Bu yüzden bilyenin hala sepette olduğuna dair yanlış bir sanrısı olacaktır. 4 yaşındaki çoğu çocuk bu meseleyi kavrayabilir ve Sally sepete bakacaktır der. Bilyenin sepette olmadığını bilirler ve Sally’nin bu önemli bilgiyi bilmediğini de bilirler.

Diğer Hayvanlarda Zihin Okuma Becerisi

Şempanzelerin başkalarını kandırabildiği bilinir. Bunu becerebilmeleri için bir noktaya kadar başkalarının bakış açısını anlayabilmeleri gerekir. Buna karşın şempanzeler başkalarının yanlış sanrılarını anlayamazlar. Sally-Anne testinin şempanze versiyonu gösteriyor ki, şempanzeler başkalarının neyi bildiğini ve neyi görebildiğini anlıyor olsalar da başkalarının neyi düşündüğünü anlayamıyor.

Konuşma becerisi ve dil, bize karmaşık düşünce ve fikirleri başkalarıyla paylaşma fırsatı veriyor.

Bu bilgiler biz insanlar hakkında önemli bilgiler ortaya koyuyor. Max Planck Evrimsel Antropoloji Enstitüsü’nden Katja Karg şunları söylüyor: “Biz insanlar başkalarının niyetlerini ve amaçlarını anlayan tek türüz. Buna ek olarak, başkalarının mental durumları hakkında akıl yürütebilecek soyut düşünce seviyesi açısından da eşsiziz.”

Eğer bu eşi benzeri görülmemiş konuşma becerisini, başkalarının zihinsel durumları hakkında çıkarım yapma yeteneğini ve işbirliği konusundaki eğilimimizi bir araya getirirseniz neticede insan ortaya çıkar. Şöyle bir etrafınıza bakın; bizler sohbet edip laflarken şempanzeler yapamıyor. Şempanzelerde temel linguistik beceriler gözlemlesek de bunları yazıya geçen tek tür biziz. Konuşabilme ve yazma, insanı hayvanlardan ayıran en temel özelliklerden.

İnsanı Hayvanlardan Ayıran Ortak Aklımız

Biz hikayeler anlatırız, rüya görürüz, kendimiz ve başkaları hakkında hayaller kurarız, geleceğimizi düşünmek ve geçmişi analiz etmek için epey vakit harcarız.

Queensland Üniversitesinde evrimsel psikolog olan Thomas Suddendorf’a göre dahası da var. Biz insanların, zihinleri bir araya getirme ve ortak hafıza oluşturma konusunda temel bir dürtüsü var. Bu sayede başkalarının tecrübelerinden, düşünce dünyasından ve hayal güçlerinden yararlanabiliyoruz. Bu da bizim daha sağduyulu bir davranış içinde bulunabilmemizi sağlıyor. Senaryolar kurabilen zihinleri birbirlerine bağlıyoruz. Bunun sonucunda nesiller boyunca elde edilen bilgileri biriktirebiliyoruz.

Günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle bilgiyi paylaşmak bir tuşa basmak kadar kolaylaştı. Her birimiz birer yayıncı haline geldik. Bilginin bu denli kolay yayılması ve teknolojik gelişmeler, kendi gizemlerimizi çözebilmek konusunda bizlere yardımcı oluyor. Öyle ki dil vasıtasıyla başkalarının öne sürdüğü fikirleri biz devam ettirebiliyoruz.

Elbette iyi bilgileri yaydığımız gibi kötülerini de yayıyoruz. Bizi biz yapan teknolojiyi geliştirme becerilerimiz, aynı zamanda dünyaları da yok edebiliyor.

İnsanın Eşsiz Kötülüğü

Cinayeti ele alalım. İnsanlar birbirini öldüren tek tür değil. Hatta biz birbirlerine savaş açan tek tür de değiliz. Ancak bizim zekamız ve sosyal üstünlüğümüz neticesinde bunları eşi benzeri görülmemiş ölçekte gerçekleştirebiliyoruz.

Charles Darwin İnsanın Türeyişi isimli kitabında, insanların tür olarak değil, seviye olarak hayvanlardan ayrıldığını yazmıştı. Ancak Suddendorf’a göre bu seviye farkları bizi olağanüstü yapıyor ve hayvanlara göre düşünme kapasitemiz önemli ölçüde yüksek.

Düşünce kapasitemiz de, şempanzelerden farkımızı belirleyebilmemize yarıyor. Şempanzelerle olan farkımızı araştırıyoruz zira yaşayan en yakın tür olarak onlar görülüyor. İlk insansıların nesilleri tükenmemiş olsaydı davranışlarımızı onlarla kıyaslıyor olabilirdik.

Nereden geldiğini anlamaya çalışan tek canlı türü biziz. Aynı zamanda hayvanlara nispetle geçmişimize ve geleceğimize dikkatle bakıp düşüncelere dalan bir türüz. Bizden başka hangi tür evrenin başlangıcı ve nasıl sona ereceği hakkında kafa yorar ki?

Yaşam hakkında daha fazlası için Tıklayın.

Kaynak

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: